Bozkırda limanların soyağacı var
Duvarlar eğrildiği için orada limanlar.
Çatlaklardan sızdı kanayan sıvılar,
kılıçsız şakırtısıydı canlarımızın.
Yani hiç değişmemiş o tozlu ses;
yani hala beşik gıcırtısı
Ve yani benim aşkım, bir bedende değil
Bela ile gözlerde müstahkır;
Ve hatta “hayya alel felah” idi
Fikirlerdi, can ufkumda dolaşır.
Benim için güzel olan,
Sınırlarda gezen ideadır
Oysa ne miras vardı gözlerinde,
Ne de Parma Manastırı.
Şimdi mağripte bir peygamber havasıyım;
Batı sahranın güneşli omuzları
Bir navlunda birdik, onu söylemek istemiyorum;
Farklı dilde türkçe ile hepsinin ortak noktasıyım.
-Fırtınalar torosların içinde kaldı arkamda
Yine bozkırdı liman, yine bende atlı okçular-
Görünmez bir hücrede yaşama meselesi hiç değişmedi
Hep dönüp baktırdı “Brave Commander” isimli geminin bordasına.
Ve tam şu an üzerinde durduğum, hayattan bir sayfada
Ne hoştu. ne görkemliydi o temenna; bayrak kalpak ravza.
Yeni asya parmak uçlarımda parmaklarım batıda
Biraz bozkırdayım biraz sonra limanda,
bir gözüm açık diğeri arkamı kollamakta
Bir yanda bir kurt üşüyordu,
diğer yarım tek başına vaşaklarla
Gözlerim asyada “henüz doğmamış” olanda;
Tek kişilik bir konfederasyon var
Yeşil ordugah ve yeni insan sancağı.